Uzaktan çalıştığımız süreçte günlük rutinimize olumlu etkisi olabilecek bir çok yöntem deniyoruz. Reverse To-Do List yöntemi de benim için faydalı olan denemelerden biriydi. Nasıl uyguladım ve bana kazandırdıkları ne oldu sizlerle de paylaşmak istedim.

Şüphe yok ki pandemi ile birlikte hayatımızda belki de hiç odaklanmadığımız kadar odaklandığımız konulardan biri de bir çok alanda ilerleme kaydetmeye çalıştığımız kişisel gelişimimiz oldu. Her zaman gitmek istediğimiz konferanslar ve konserler; okumak ve dinlemek istediğimiz kitaplar, podcast’ler; almak istediğimiz eğitimler, pilates ve yoga dersleri, müze gezileri ve daha sayarsam içeriği ilk paragrafta bitirmemiz gerekeceği için “ve dahası” diyerek bir çatı altında toplamayı uygun gördüğüm birbirinden değerli kaynaklar bir anda ücretsiz bir şekilde ayağımıza kadar geldi. 

Mart – Haziran ayı içerisindeki süreçte geriye dönüp bakınca farkettim ki email adresime gönderilen ve “etkinliği takvimime ekle” butonuna bastığım, günlük planıma aldığım, unutmamak için ajandama yapılacaklar listeme de katılacağım diye eklemeyi ihmal etmediğim etkinliklerin ve eğitimlerin belki de totalda %40’ını tamamlamıştım. 

Hem iş hem de sosyal tarafta birçok konunun tamamlanmamış olduğunu görünce açıkçası biraz kendime bozuldum ve motivasyonum düşmeye başladı. Neyi yanlış yapıyordum? Evden çalışmaya başladığımız süreçten beri işe gidip gelirken kazandığım, yolda geçirilen yaklaşık 2,5 saatlik zaman dilimini neler için harcıyordum da bu kadar yetişemez olmuştum planladıklarıma?

Sonra hayatıma reverse to-do-list yöntemi girdi. Aslında hayatım boyunca zaman zaman durup geriye baktığımda analiz ettiğim davranışlarımın biraz şekil ve isim bulmuş hali gibi geldi.

Reverse To-Do List Nedir?

Klasik hazırladığımız To Do List’leri “yapılacaklar listesi” diye tanımlarsak Reverse To Do List’i de “yapılanlar listesi” olarak adlandırabiliriz. 

Reverse To Do List, yapılacaklar listesi tutmanın aksine, gün içerisinde yapmış veya tamamlamış olduğumuz ve gözden kaçırma ihtimalimiz olan birçok işi içerisinde barındıran bir yapılanlar listesi tutma yöntemidir. Kısaca;

  • Gün sonunda sabahtan başlayıp akşama kadar tamamlamış olduğunuz konuları kısa açıklamalarla yazabilir,
  • Eğer o gün başladığınız bir iş tamamlanmadıysa kenarına kaldığınız yeri not alabilir,
  • Başladığınız bir taskın ilk bölümü bittiğinde ertesi gün hangi kısma odaklanacağınızı da ekleyebilirsiniz. 

Reverse To Do List Ne İşe Yarar?

  • Günlük ve haftalık tamamladığınız büyük veya küçük çaplı işleri fark ederek motivasyonunuzu yükseltmenize yardımcı olur.
  • Gün içerisinde farkına varmadan çok fazla zaman harcadığınız ancak önceliğiniz olmadığını bildiğiniz işleri fark etmenizi ve zamanınızı daha iyi kullanabilme, değerlendirebilme adına günlük hayatınıza ışık tutmanızı sağlar. Böylece size hem kısa hem de uzun vadede verim sağlayacak konuları hayatınızda daha ön plana alma kararı vermenize önayak olur. 

Reverse To-Do-List ile Neyin Farkına Vardım, Neyi Değiştirdim?

Öncelikle Reverse To-Do-List’i hayatımızın her gününde yapacağımızı veya ömür boyu sürdüreceğimizi söylemek biraz gerçek dışı olur. Benim böyle bir listeyi tutmam gerektiğine inandığım zaman gerçekten hayatımda bir şeylere yetişemediğimi, verimsiz hissettiğimi ve bunun motivasyonumu düşürdüğünü farkettiğim zamandı.

Dolayısıyla ilk önerim, reverse to do list’i hayatınızın belli dönemlerinde tam olarak neye odaklanmanız gerektiğini anlamak, ara ara hayatınızı optimize edip hedeflerinizden sapmamak, uzun ve kısa vadeli planlarınız söz konusu olduğunda başarabileceğiniz konusunda kendinizi motive etmek için kullanabilirsiniz. 

Farkına Vardığım ve Değiştirdiğim Bazı Alışkanlıklar

# Pandeminin ilk dönemlerinde çalıştığımız müşterilerle ve ajanstaki ekibimizle yaptığımız online toplantılardan sonra bir de akşamları ailemle, arkadaşlarımla gerçekleştirdiğim görüntülü Whatsapp, Skype, Zoom görüşmeleri olmaya başlamıştı. Bazı görüşmeleri 5 dakikalığına başlayıp 1 saatte sonlandırır olmuştuk. Her ne kadar bu görüşmeler yalnız olmadığımı bana göstererek iyi hissetmemi sağlasa da günün sonunda iş sonrası hazırladığım yemek dışında kendim için ayırdığım verimli bir zamanın olmadığını fark ettim. Öyle ki film izlerken bile odaklanamaz olmuştum.

Ünlü girişimcilerin hikayelerinden de esinlenerek gerek iş yerinde, gerek özel hayatımda yapmış olduğum görüşmeleri 15-20 dk’dan fazla tutmamaya karar verdim. Elimden geldiğince uygulamaya çalıştım. Ek olarak, zaten online görüşmede anlatacağım bir şey varsa aynı şeyi bir de Whatsapp grubundan yazarak zaman kaybetmemeye özen gösterdim. 

# Sosyal medyada dönen pilates, yoga, meditasyon gibi egzersizlerin ne kadar harika olduğunu görüp kesin yaparım diye kenara kaydettikçe yapıyormuşum gibi hissetsem de günün sonunda Reverse listemde bu konuyla ilgili tamamlanmış bir madde bile göremiyordum ve sonuç olarak kilomdaki artışın ve vücudumdaki deformasyonun pek hayra alamet olmadığını fark ettim. Etkinlikleri kaydediyordum, ancak uygulamıyordum 🙂 Çünkü belki de hangisinden başlayacağımı bilmiyordum. 

Ben de günlük zamanımdan bu etkinlikleri inceleyip kaydetmeye zaman ayırmak yerine bir tanesini seçip sadece onu uygulamaya karar verdim. Bunu da ilk etapta 15-20 dk ile sınırlı tuttum. 

# Bana gelen her mesaja, mesaj gruplarında dönen her konuya yetişmeye, yorum yapmaya çalıştığımı ve bunun beni çok yorduğunu fark ettim. 

Kendimi şöyle güncelledim; eğer sektörle ve yaşam stillerimizle ilgili yazacağım yorum o anda yaptığım işten daha değerliyse bu yorumu kenara not alacaktım ve belki de benzer yorumlarım toparlanınca bir blog yazısı fikrine dönüştürebilirdim. Yalan yok, pandemi başlayalı tam olarak bir sene olacak ve bir senede anca 10 adet blog konusu birikti ve sadece 1-2 tanesi hayata geçti.

Bunun akabinde Whatsapp gruplarımı da güncelledim; aylardır kullanmadığım ve sohbetinin içerisinde bulunmadığım gruplara 404 kodu verdim, vedalaştım. Bazı gruplarda aynı konuların konuşulduğunu fark ettim ve en doğru yerden takip etmek için canonical grubumu belirledim, böylece dikkatimi tek bir sayfada toparlayabilirdim. Whatsapp’ta ve telefon görüşmelerinde daha az zaman geçirip farklı online platformlarda daha aktif olmaya çalıştım. 

Örneğin, ekip arkadaşımın da tavsiyesiyle Women in Tech SEO Slack platformuna üye oldum. Sektördeki gelişimime katkıda bulunacağını düşündüğüm, hem globaldeki kişilerle fikir alışverişi yapabileceğim, farklı vaka analizleri konusunda ilham alabileceğim, kaliteli kaynakların paylaşıldığı; hem de sorulan soruların hiç bir zaman havada kalmadığı ve bilginin paylaştıkça arttığı, güçlendiği bir topluluk. Bu bana SEO stratejilerini kurgulamamda, dijital pazarlama alanındaki büyüme vizyonumu genişletmemde ilham kaynağı oldu ve yurt dışında bizlerle benzer hedefleri olan profesyonellerle network’ümü genişletmemde yardımcı oldu. 

# Bir diğer konu da podcast’ler… Bu dönemde en çok sevindiğim gelişmelerden biri de bir çok konu ve alanda hayatımıza giren podcast serileri oldu sanırım. Ancak gun sonunda hem iş yapıp hem podcast dinleyeyim dediğim noktada 1 saatlik işi 3 saatte bitirdiğimin farkına vardım ve podcast’ten de yaptığım işten de istediğim verimi alamadığımı fark ettim. 

Bu düşünceyle podcast’lerimi dinlerken hep yapmayı planladığım ama zaman bulamadığım bahanesiyle ertelediğim, kafamı da çok meşgul etmeyecek  işleri yapmaya karar verdim. Örneğin masaüstünü temizlemek, bookmark’larımı düzenlemek, bilgilerimi bir harddisk’te yedekleyip bilgisayarımda alan açmak, Notion’a eklerim diye kaydettiğim url’leri ilgili kategorilere eklemek vb. gibi küçük ama hep aklımızın bir köşesinde yapılacaklar listemizi tırmalayan aksiyonlar.

Bu arada hazır konusu geçmişken Barış Özcan’ın Notion’da not tutma ile ilgili paylaşmış olduğu, ajans Slack kanallarımızda da paylaşılan faydalı video’yu da şuraya koymayı unutmayalım:)

# Gelelim online etkinlik, konferans, workshop, eğitim gibi konulara. İtiraf edelim, tek bir kişi ve full-time uzaktan çalışanlar dijital beyinler olarak aynı anda veya günde tüm etkinliklerde bulunmamız mümkün değil. Ancak burada da #FOMO (Fear Of Missing Out) devreye giriyor ve acaba bir şeyleri kaçırdım mı, başkaları yetişip yeni şeyler öğrenirken ben geride mi kaldım gibi kaygılar yaşamaya başlıyoruz.

Kendi adıma bu konunun üstesinden gelmek için yöntemler ararken imdadıma sektörde birlikte çalıştığım ve deneyimlerine güvendiğim arkadaşlarımla kurmayı başardığımız açık iletişim yetişti. Aslında bir çoğumuz aynı durumdayız… Katıldığımız farklı etkinliklerden faydalı gördüğümüz alanları birbirimizle paylaştığımızda, veya “sence eğitim faydalı mıydı, nasıl konularda faydalı buldun” gibi bazı fikir alışveirşleri yaparak eğitim ve etkinliklerin katılmaya değer olup olmadığının  soru-cevabını birbirimizle paylaştığımızda içimizdeki o “geri kalmış olma hissi” konusunu çözüme kavuşturabildiğimi gördüm. (*Tabi ki üzerine uğraşılan ve emek sarf edilen her etkinlik ve eğitim kendi skalasında değerlidir, ancak burada ‘hali hazırda bildiğimiz konular mıdır, değil midir’ konseptinde düşünmeliyiz.)

Öyle ki bazen deneyimine ve bilgisine güvendiğim bir iş arkadaşımın mutlaka okumalısın dediği ve okuyup sindirmesi yarım saatimi alan bir makalenin, bana belki de 2 saatimi vererek katılacağım bir event’ten daha çok şey kattığını fark ettim. 

İşte burada yine “world of mouth”un ve farklı alanlarda “thought leader” olarak gördüğümüz kişilerin otoritesinin karşı konulamaz ve zamansız etkisi devreye giriyor. Sonuç olarak bir süreliğine fazla dallanıp budaklanmadan, kendime hem kendi network’ümden hem de global tarafta sektörden takip etmeyi uygun gördüğüm, vizyonumla ve hedeflerimle örtüşen 5-6 kişiyi belirledim, newsletter gönderimlerine üye oldum, sosyal medyada bir süre algıda seçiciliğin de gücünden faydalanarak %80 onların paylaşımlarına dikkatimi vermeye çalıştım ve sonuç olarak Reverse to-do-list’imde yer alabilecek bir çok konuyu da hayatıma katmış oldum. 

SEO sektöründe çalışan biri olarak paylaşmalıyım ki bu alana girdiğim günden beri hayatımı daha nasıl optimize eder, daha nasıl verimli hale getirebilirim, asıl hedefime hangi adımları uygularsam ulaşabilirim diye sık sık düşünürken yakalıyorum kendimi… 

Ekibimize gelen her projede olduğu gibi, uzaktan çalışmaya başladığımız gün itibariyle önce büyük pencereden bakıp, hayatımın ana KPI’larını belirleyip, sonrasında alt kategorilere bölüp önceliklendirme sıralaması yaptığımı fark ediyorum. Hem kişisel, hem de profesyonel verimliliğime katkısı olacağını düşündüğüm Reverse To Do List, Pomodoro vb. gibi methodlar da bu noktada şans verdiğim ve olumlu sonuçları olduğunu gördüğüm yöntemler olarak bu hiçbir zaman bitmeyecek gelişim hikayesinde yerini alıyor diye düşünüyorum.

Uzaktan çalışırken faydasını gördüğümüz Pomodoro Tekniği hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz Taner Güner’in paylaşımına buradan ulaşabilirsiniz: Uzaktan Çalışma ve Pomodoro Tekniği

Yazar Hakkında

Yagmur Simsek

Yagmur Simsek is an SEO & Content Analyst with five years’ experience in the digital marketing industry. She is also the creator of a new community named Just Boutique; a niche community bringing the local places, digital nomads, travel lovers and remote workers together.

Tüm Makaleleri Görüntüle